23 Eylül 2020, Çarşamba

TÜRSAB’tan Korona virüsü açıklaması

Korona virüsünün seyahat acentalarına olan etkisinde yanlış anlaşılmalara yol açması nedeniyle TÜRSAB kamuoyuna bir açıklama gönderdi.

 

İşte bu açıklama

 

KAMUOYU AÇIKLAMASI

 

 

 

Korona virüsünün toplumda yol açtığı endişeler ve bu endişelere uygun çeşitli devletler tarafından yapılan açıklamalar dünya ekonomisini derinden etkilemektedir. Ancak bu endişe ve açıklamaların en çok etkilediği sektörün havacılık başta olmak üzere seyahat endüstrisi; bir başka deyişle turizm olduğu tartışmasızdır. Kamuoyunda yaratılan algı sonucunda riskli bölge olarak sayılmayan yerlere yönelik seyahatlere ilişkin olarak da yoğun iptal talepleri oluşmaktadır. Bu durum, seyahat acentaları için karşılanamaz zararlara sebep olmakta ve hatta yıkımlara neden olacak gelişmeleri beraberinde getirmektedir. Ticaret Bakanımız Sayın Ruhsar Pekcan’ın koruyucu maskelerle ilgili yaptığı açıklama sırasında korona virüsünün paket turların iptalinde mücbir sebep olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade etmesi nedeniyle bu açıklamayı yapma zorunluluğumuz bulunmaktadır.

 

Her şeyden önce Sayın Bakan’ın iyi niyetli olduğu şüphe götürmez açıklamasının hukuken mevcut durumu değiştirme niteliği bulunmadığı izahtan varestedir. Mücbir sebep kavramı hukukta tanımlanmış, sözleşmelere etkisi yasalarda düzenlenmiş ve yargısal işlemlerde uygulanan bir hukuki kavramdır. Bu itibarla hangi olayların ve durumların mücbir sebep teşkil edeceği, hukukun temel prensipleri çerçevesinde yargısal süreçlerde ortaya çıkacak bir olgudur. Mücbir sebep kavramı, idari makamların karar ve beyanlarıyla belirlenecek özellikte değildir.

 

Mücbir sebep ve bir alt kategori olarak fevkalade hal; turun gerçekleşmesini önleyen ve/veya katılımcının tura katılmasını imkansız kılan objektif bir sebep olmak durumundadır. Sınırı kapatılmış veya korona virüsü nedeniyle yüksek risk içeren bölge ilan edilmiş destinasyonlara yönelik turların yapılamayacağı, bu nedenle tüketiciye bedellerin iade edileceği açıktır. Ancak hava yolunun seferlerini kesmediği, konaklama tesislerinin faaliyetlerini sürdürdüğü, sokağa çıkma yasağı ve benzeri uygulamaların söz konusu olmadığı, yüksek risk içeren bölge olarak seyahat uyarısına konu olmayan destinasyonlara yönelik turların katılımcısının iptal iradesini bildirmesi halinde tüketici mevzuatında yer alan uygulamalara konu olacağı bilinmelidir. 6502 sayılı tüketicinin korunması hakkında kanun ve bu kanuna bağlı çıkarılmış Paket Tur Sözleşmeleri Yönetmeliği uyarınca hareket tarihine 30 günden daha az süre kalmış paket turlara ilişkin katılımcısı tarafından seyahat acentasına iletilen iptallerde seyahat acentasının katılımcı için yapmış olduğu masraflar ve sözleşmede katılımcının cayması halinde ödenecek bir tutar belirlenmişse, bu tutarın da kesileceği açıktır. Hal böyle iken; hareket tarihine 30 günden az kalan iptal taleplerinde mücbir sebep ileri sürülerek, tur bedelinin tamamının talep edilmesi hukuka uygun olmayacaktır.

 

Aksinin kabulü halinde ise bedeli seyahat acentası tarafından hava yoluna ödenmiş uçuşlarla ve gidilecek destinasyondaki konaklama hizmetleri ile ilgili maliyetlerin seyahat acentası üstünde kalması söz konusu olur ki; bu durumun yaratacağı gayri adil sonuç ve hukuksuzluk savunulamaz. Bu itibarla Sayın Bakanımızın korona virüsü ve mücbir sebep ile ilgili açıklamasının sınırları kapatılan İran -Suudi Arabistan ülkeleri, yüksek risk içeren Çin’in Wuhan Eyaleti gibi yerlere ilişkin olarak değerlendirilmesi gerektiği ve tüm paket turlar için uygulanabilecek bir husus olmadığını kamuoyunun bilgisine sunarız.”