25 Mayıs 2020, Pazartesi

Ülkemiz turizmi çok şiddetli bir depremle sarsılmaya başladı

Deniz Tufekci

İstanbul depremini beklemeye gerek kalmadı,ülkemiz turizmi çok şiddetli bir depremle sarsılmaya başladı.

Mart 2020,Turizm fotoğrafı,olasılıklar, kötü tablo, iyi tablo,yapılması gerekenler;

Türkiye ve dünya bütününe bakmadan turizm fotoğrafı çekilemiyor.

Önce Coronavirüs;Her ne kadar Çin’de yavaşlama eğilimine girdiyse de komşumuz İran’da virüs’ün görülmesi İran pazarıyla ticari ilşkilerimiz yanında turizm iilşkisini de bitirmiştir.

İtalya Güney Kore ve Irak pazarı da uçuşların durdurulması nedeniyle kapanmıştır.

Bunların yanına her gün yeni bir pazarın daha (Suudi Arabistan,Gürcistan,İspanya vs.gibi )eklenmesi beklenmektedir.

Suudi Arabistan Umre seferlerini askıya almış, Hac ibadeti de buna eklenecek gibi görünüyor. Körfez ülkelerinden birinde görülen virüs nedeniyle Ortadoğu ve Körfez ülkeleri de yyarın bu kategori içinde sayılırsa şaşırmamak gerekir.

Görülüyor ki her ne kadar bir çok ülke henüz Coronovirüs’den etkilenmemiş görünse de, tedirginlik ortamında dünya turizminde bir yavaşlama söz konusudur, rezervasyonlar geçmişe göre düşük hızda sürmekte, hatta ilkbahar rezervasyonlarından iptaller gelmektedir.

Suriye meselesi: Güneyde yavaşlamak bir yana, gittikçe şiddetlenen sınır ötesi! Harekatı sonucu Rusya ile yaşanan gerginlik sonucu Rusya’dan Türkiye’ye yönelik turizm akışında kesilme olmasa bile yavaşlama olacağı kuvvetle muhtemeldir. Bu cephede barışa ve çatışmayı durdurmaya yönelik adımlardan bir sonuç alınamadığı taktirde, sadece Rusya’dan değil, BDT ülkelerinden de, turist akışı yavaşlayacaktır. Gözü Türkiye’de olan batılı turist de savaşa şu ya da bu şekilde bulaşmış ülkemizin bozulan algısı nedeniyle bu yıl için ülkemizden uzak durmayı seçecektir diyebiliriz.

Düzensiz! Göçmen sorunu: Yunanistan ve Bulgaristan sınırlarına yönelmiş kayıtlı ya da kayıtsız sayılarının ne kadar olduğunu bilemediğimiz göçmenler nedeniyle Yunanistan ve Bulgaristan’ın tedbir amacıyla sınır kapılarınmı kapatmayı düşünmesi sonucu Balkan ülkelerinden(Bulgaristan,Romanya,Moldova,Bosna-hHrsek,Makedonya,Arnavutluk,Sırbistan vs.) karayolu ile gelen gelen turistlerin de akışı duracaktır.

Batı dünyası:Batı ve Kuzey Avrupa devletleri (kısaca AB ve sınırdaş ülkeler) ülkemizdeki demokrasi,insan hakları vs. başta olmak üzere politik kaygılarla son 5-6 yıldır ülkemizden uzak ,daha doğrusu mesafeli duruşlarını sürdürmeye devam etmektedir.Bunun bu yıl da süreceği görülmektedir.

Kuzey ve Güney Amerika ülkeleri,Avustralya,Y.Zelanda bütün bu olup bitenlerden daha habersiz, ilgisiz ya da pek etkilenmemiş gibi bir duruş sergilemektedir.

Bu tablodaki olumsuz parametrelerin bir iki ay daha sürmesi ülke ekonomisini ne derece etkiler bilemiyorum ancak turizm tarihimizin en büyük yıkımı ile yüz yüze geleceğimiz aşikardır.

Balkanlardan otobüs gelişleri durmuş,Çin,İran,G.Kore,Irak ve İtralya pazarları tamamen kapanmış,Umre askıya alınmış….Elde ne kaldı?

Kuzey ve güney Amerika, Avusturalya, Y.Zelanda,Ukrayna,Belarus,Litvanya,Estonya ,Letonya ve kuzey Afrikanın bazı ülkeleri,Güney Afrik,Hindistan ,Pakistan hatta Malezya,Singapur bir avuç ülke şimdilik sorunsuz görünüyor.

Olan bitenden ne turizm, ne de turizmciler sorumludur.Ancak en çok turizm sektörü etkilenmektedir.

Türkiyenin olası bir İstanbul depremini beklemesine gerek kalmamıştır.İçinde bulunduğumuz durum ülke ekonomisi ve turizm için bir afet,yani olağan üstü hal koşuludur.

İki şey ivedilikle konuşulmalıdır.

1-Algı operasyonuna yönelik tanıtım hamlesi; Ülkemiz algısını olumlu yönde değiştirmeye yönelik çalışma hazırlıkları TGA kanalıyla yapılacağı duyurulmaktadır.

2- Hükümet sektör içinde Acenta, konaklama tesisi, ulaşım gibi alt sektörlerin varlıklarını sürdürebilecekleri koşullar neredeyse ortadan kalkmak üzeredir. Çalışanlarının iş güvenceleri, çalışma koşulları korunmak zorundadır. Bu yapılamazsa işlerin normale döndüğü anda işi yürütecek kadrolar sektör dışına itilmiş, eleman kaybı ,iş yeri kaybı oluşacağı için turizm işletmeleri fonksiyonlarını yitirmiş olacak, sürdürülebilir turizm koşulları ortadan kalmış olacağı için turizm ekonomisi dibe vuracak, korkunç bir ekonomik ve sosyal yıkım oluşacaktır.

Gördüğüm kadarıyla başta müze ve ören yerlerine yapılan zam nedeniyle seyahat acentalarının oluşan mağduriyetini giderecek adımı Kültür ve Turizm Bakanı atma hazırlığı içindedir.

Turizmde olağanüstü hal, ya da afet koşullarında alınan tedbirler konusunda hükümette henüz bir hazırlık görülmemektedir.Bu tablo ne 2015, ne körfez krizi ne de geçmişteki her hangi bir kriz tablosuna benzemiyor.

Bu konu ivedilikle ve ısrarla Hükümetin gündemine turizmcilerce taşınmalıdır.

Turizm yoksa sosyal patlamanın kaynağı noktasına gelecektir.

Umarım ve dilerim ki Coronavirüs tehditi ortadan kısa sürede kalkar, Suriye konusu uzlaşma ile çözülüp Güney sınırlarımız huzura kavuşur, göçmen sorunu göçmenlerin ülkelerine ya da istedikleri ülkelere kabul edilerek oraya gönderilmeleri ile sonuçlanır.

Türsab, Bakanlık gibi konular etrafında dolanıp durmak yerine doğrudan hepimizin etkileneceği koşullarda yok olmamak için kenetlenmek ve ilgilileri uyarıp uygun tedbirler konusunu işlemeye çalışmaktan başka bir yol görünmüyor.

DENIZ  TÜFEKÇI