16 Haziran 2021, Çarşamba

Felaketin eşiğinde değil, “içindeyiz”

Adil Akbaşoğlu

Geçen sene Kadir günü’nü çok iyi hatırlıyorum.

İstanbulda eve kapanıp vaka sayılarının düşmesini devletimizin başarılı gözüken pandemi yönetimini izleyerek güvenle bekliyorduk.

Hataları görmezden geldik oysa, umre gezilerine gidenler beraberlerinde zemzem suları ile covid mikrobunu da getirmişlerdi. Pandemi böylece Türkiye’ye bütün şehirlerimize yayıldı.

Bu bir yanlıştı.

Avrupa ülkeleri gene de ülkemizin pandemi yönetimini överken bakanlarımızın aynı ülkeler için yaptıkları affedilmez konuşmalar geldi

“Şu ülke vatandaşlarını Haziran, şu ülke vatandaşlarını Ağustos ta kabul edebiliriz”, otellerimize sertifika vererek bu işi aşıyoruz gibi”… Almanya’ya yönelik ,aman Almanları kurtaralım da gerisinden bana ne gibi bir tutumla hem kendimizi rezil ettik hem de politik ve sosyal olarak Avrupadan koptuk.

Avrupanın tek bir ülke olduğunu unuttuk. Merkel bile bu tutum ve söyleme şaşırmıştır.

Dememiz gereken ‘’biz Türkiye olarak Avrupa birliği ne der ve yaparsa aynı kondisyonları ülkemizde sağlayacağız ve sizlere uyacağız” olmalıydı. Avrupa ülkelerine göre ayrı ayrı şartlar oluşturmamız değil Avrupanın pandemi karşısında hep beraber aldığı kararlara ülkemizin dahil edilmesiydi yapılması gereken. O takdirde kimseyi de gücendirmeden ‘’Ticari turizm yapılabilir” listesine daha geçen seneden ülkemizi aldırabilir, 2020 yılında bile az çok iş yapabilirdik.

Almanyada yaşayan işçi kardeşlerimizin haricinde ‘’turist gibi turist’’ getirmekten söz ediyorum.Turizm profesyonelliğini 2020 yılında Türkiye yaşamamıştır.

2020 nin en büyük yanlışı buydu. Ve yaz böyle geçti.

Sonrasında; Başkan Trump ‘ın Covid’e yüzeysel yaklaşımı nedeniyle seçimi kazanması garanti gözükürken al aşağı edilmesini seçimleri kaybetmesini de izledi bu gözler.

Amerikada yeni bir Başkan var ve Erdoğan’ı alaşağı etmek istiyor.

Yurt içinden destek aramakta ve tüm elemanlarını bu işe memur etmiş vaziyette maalesef.

Hakimler adaletin nerde olduğunu halka sorduracak kararlar alırken Türk Başkanının yanındaki çevre artık hangi akla hizmet ediyorsa tuhaf ve anlamsız kararlar aldırarak ,iktidarla halkın arasını açmaya devam etmekte ve maalesef iktidarın asıl sahipleri gerçekleri görmemek ve günü kurtarmak amacıyla yapılan yanlışları düzeltmek yerine yanlış üstüne yanlış yapmaya devam ediyorlar.

Turizmci olarak sadece kendi konumla ilgili yazılanları sergileyeceğim;

Affedilmeyecek bir hatadir Hindistandan gelen İngilizleri 14 gun Türkiyede otellere yatırmak. Yüzeysel akıl veya kötü niyetlı akılancak böyle bir yanlışı uygulatabilir.

Buyrun İngiltere Türkiye’yi kırmızı litesine aldı.

Kuşadası’ndan başlayarak ,Didim,Bodrum, Marmaris,Fethiye ,Alanya merkezlerimizde tüm küçük oteller pansiyonlar ve aile işletmeleri müşterisiz kaldı ve kısaca aç kalmışlardır. İngiliz müşterilere bağlı olarak onbinlerce lokanta, onbinlerce bar, hamam, günlük tekne sahipleri, rehber, acenta çalışanları, transfer elemanları, otobüs sahipleri, minibüscüler ve rent a car işletmeleri de aç kalmışlardır.

Fransa ve Italya da aynı karara imza atarak yukardakı istihdam bölgelerine ilave olarak Kapadokya Nevsehir Konya Pamukkale İzmir turizm beldelerinin bu sefer büyük,küçük binlerce otelin çalışanlarını, balon şirketlerini ve gene aynı bölgelerde iş yapan üst düzey lokanta ve bar işletmelerini ve çalışanlarını aç bırakmışlardır.

Kısacası artık bir felaketin içindeyiz. İnsanlara bin tl değil, onbin tl dağıtsanız bu felaketin önüne geçemezsiniz. Durum çok kötü.

Önce yanınızda size bu çözümleri önünüze koyan insanlari incelemenizi tavsiye ederim.

Mısır ile ilgili yaklaşımlar dinliyorum . Oysa Mısırın keyfi pek bir yerinde. POLİTİK VE EKOOMİK nedenle Türkiye’den kaçan, Mısır’a gidiyor .

2021 de MISIR VE TUNUS AVRUPALININ VE RUSLARIN GİDECEĞİ ÜLKELER OLACAK .

Adil Akbaşoğlu