28 Ekim 2021, Perşembe

Budapeşte ve çevresi

Yine bir eski destinasyon tanıtımı. Utazas turizm fuarı nedeniyle bulunduğumuz Budapeste’de 2 günlük ‘’Fam Tour’’ da yapma olanağı bulduk.

Guest Travel acentasından  Dr. Gyorgy Badacsonyi  ve Budapeste Tourist Board’dan Eva Markus’un organize ettiği turlarda Zagrab Otel müdürü dostumuz Erzsebet Vogronics iki gun boyunca rehberimiz Peter ile birlikte bizlere yardımcı oldu.

Son kez yıllar once geldiğimiz Budapeste daha modern bir batılı kent olmuş. Mayıs ayında üyesi olacağı Avrupa Topluluğu için gün sayan Macaristan’ın başkenti yine bizi büyüledi.

Tuna’nın romantik kıvrımlar ile Buda ve Peşte diye ikiye ayırdığı ve tıpkı bizim Istanbul Boğazı gibi iki yakasında tarihi eselerler kenti güzelleştiriyor.

Buda tarafında yer alan tepelerden bu eserler gün ışıkları ile nekadar güzel görünüyorsa da, biz sizlere bir de akşamları  mükemmel aydınlatmaları ile  bu tepelerden şehre bakmanızı önereceğiz. Bir tablo gibi ışıl ışıl bir Avrupa kenti Budapeşte. Belki tarihi eseleri bizim Boğaziçini süsleyenlerin yanında parmakla sayılacak kadar az ama  geceleri bu ışıltıları dakikalarca seyredebilirsiniz. Ve de hüzünlenirsiniz, niye bizim İstanbul’umuz kapkaranlık,neden bin yıllık tarihi olan Rumelihisarı,Anadoluhisarı … karanlıklara terkedilmiş diye…

Budapeşte turumuz yıllarca Osmanlı hükümdarlığının altında kalmış ve daha çok Osmanlılara karşı savaşmış kumandan ve krallarının heykelleri ile süslü Hereoes Meydanı ile başladı. Çeşitli savaşlardan anıları kabartma eserler ile yarım daire şeklindeki bir anıt duvar üzerinde meydana yerleştirmişler. Bunların üzerindeki kişilerin heykelleri de Macar tarihini belirleyen ünlüler.

Meydanın sağ ve sol yanlarında sanat galerisi ve Güzel sanatlar müzesi yer alıyor.

Budapeşte’de hemen hemen tüm binalar eski. Bu gözlemimizi son gelişimizde de yapmıştık. O zaman birçoğu yıpranmış duvarları ile harabe gibi görünsede duvarlarındaki heykelleri, kabartma resimleri, süslemeleri ile dikkatimizi çekmişti.

Bu sefer neredeyse hiç harabe bina görmedik. Özellikle şehrin merkezini oluşturan tüm caddelerdeki binalar tarihi görüntüsü bozulmadan renove edilmiş.

Herbiri ayrı bir heykeltraşın elinden çıkmış eserler ile süslü bu binaları da gıpta ettik.

Şehrin düz kısmı Peşte tarafı. Düzenli yolları ile sık sık karşınıza çıkan parklar, göletler ve etraflarındaki kafeler, restoranlar,Budapeşte’de bulunduğumuz sırada baharın habercisi güzel havada kalabalıkları oluşturmuştu.

İlk gün turumuzda iki otel ziyareti yaptık. İlki şehrin merkezindeki Kempinski Hotel Corvinus oldu. Kempinski standartlarındaki otel, özellikle işadamı ve incentive olanakları ile toplantı müşterilerini ağırlıyor.

Turumuzun ikinci oteli ise Danubius Oteller zincirinin Tuna nehri üzerindeki Margret adasında bulunan spa Hotel Helia oldu.Sağlık turizmine ağırlık veren 4 yıldızlı otel de konuklarına çeşitli olanaklar sunuyor.

İlk günkü turmuzun devamında şehir merkezine 20 km kadar uzaklıktaki turistik Szentenderere köyünü ziyaret ettik. Macarlara özgü elişi örtüler,elbiseler, poselen yemek takımları, ünlü macar salamları ve baharatları ile hediyelik eşya dükkanlarının doldurduğu sevimli köyün sokaklarında yaptığımız kısa bir yürüyüşün ardınadan öğle yemeğini köyün macar yemekleri ile ünlü Vidam Szerzetesek restoranında yedik. Restoranın duvarlarını süsleyen çeşitli ülkelerin ziyaretçilerinin bıraktığı paralar arasında çok eski ve artık tedavülden kalkmış paralarımızı da görmek ilginçti.

Turistik köyün ardından bu kez şehrin Buda tarfını gezdik.

Gellert tepesinden şehrin panoramik görüntüsü de Budapeşte ziyaretcilerinin mutlaka yaptıkları bir tur olmalı.Tuna’nın tüm şehrin varoşlarına kadar aldığı kıvrımlar bu tepeden çok daha geniş ufuklu görülüyor.

Akşam yemeğimiz yine Peşte’de ve lüks bir restoran. bu kez daha modern Macar yemeklerini tattığımız bir restoran oldu. Ördek füme, Yabani mantar çorbası, kaz ciğeri ve sebzelerle servis edilen kuzu eti ve ardından  meyve soslu dondurmadan oluşan zengin akşam yemeğimiz Macarların ünlü kırmızı şarapları ile sunuldu. Premier Restorandan bu menüye kişi başı 20-30 USD arasında bir ödeme yaparsınız.

İkinci gün   Budapeşte’den 45 dakika uzaklıktaki Gödöllö şehrine gidildi.

Gödöllö Sarayı ziyaretinin ardından ünlü at çiftliği Lazar Tanya tüm öğleden sonramızı aldı. Macarların ünlü at araba yarışcısı Lazar ailesi çeşitli Dünya ve Avrupa şampiyonalarındaki birinciliklerinin ardınadan bu çiftlikte yetiştirdikleri hayvanlar ile turistik bir mekan yaratmışlar. At yarışı arabaları ve kazanılan kupalardan oluşan müze, çiftlik evindeki restoranda turistik grublara verilen müzikli yemekler ve yemek ardından at arabalı yarış gösterileri tipik Amrikanvari turistik atraksiyonlara beniyordu.

Akşam üzeri döndüğümüz Budapeşte’de görkemli Buda Kalesi ve balıkcı surlarından gece manzararı ile Peşte’yi tekrar bir başka açıdan izledik.

Şarap Müzesi olarak kullanılan yer altındaki tarihi binanın mahzeninde Macaristan’ın tüm yörelerinden sunulan şarapların tadımı, ülkemizde de olmasını arzu ettiğimiz bir diğer turistik atraksiyon oldu.

  • budapeste ve cevresi
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
  • 11
  • 12
  • 13
  • 15
  • 16
  • 17
  • 18
  • 19
  • 20
  • 21
  • 22
  • kempinski