25 Haziran 2022, Cumartesi

Barış

İhsan Türkus

O küçücük köy.

Denizden,
duvar gibi yükselen,
o düzlükteki.

En yakın köşesidir Trakya’nın,
Ege’ye.

Seddülbahir.

Sağı solu, hep yıkım,
hep kurşun,
hep şarapnel,
hep top mermisi.

Kimseye geçit vermeyen,
güçlü kalesi,
Çanakkale’nin.

Sonrası,
Kurtuluş savaşıdır Kuvayı-milliye nin.
Özgürlüktür, bağımsızlığı ve kuruluşudur Türkiye Cumhuriyeti’nin.

Sadece kendi bağımsızlığı için savaşmış, kazanmış bir ülkenin kurucusu,
“Yurtta barış, dünyada barış” diyerek noktalamıştır yedi düvele verdiği savaşı.

“O çocuklar artık, bizim çocuklarımızdır.”
diyerek…

Bugünler,
2022lerin mart başı.
Savaşlar çevrelemiş ülkemizi.

Turizm.
Ülkenin, belki de
ekonomik olarak en kötü döneminde,
yaralarımıza ilaç olabilecek
tek sektör.

Bu arada,
Batıyı küstürmüşüz.

Turizmde en önemli
2 ülke kalmış,
Ukrayna ve Rusya.

Onlar da birbirleri ile savaşıyorlar!

Ticaret yaptığımız,
turizmde en önemli sayıda
konuklarımız olmuş,
iki ülke savaşıyor.

Belirli ekonomik yaptırımlar
uygulanıyor saldıran ülkeye.
O yaptırımlar içerisinde
uçuşlar da var.

Sonunda ülkemizi
çok derinden etkileyen bir savaş!

Yıllardır,
önce BARIŞ diyenlerin,
işlerinden edildiği,
neredeyse terörist ilan edildiği
ülkemizde,
sabah akşam BARIŞ diliyoruz.

Canlarını, evlerini, ülkelerini kaybedenlerin yanında,
sırf kendimizi düşünerek!

BARIŞ!

Hiç de o kadar ucuz değil!

Neyleyim,
Ukrayna’dan gelecek turisti!
Acısı,
burnumuzun direğini çatlatırken.

BARIŞ!
Bedeli o kadar ağır ki!

Şimdilerde sadece
BARIŞ istemek değil,
adam olmak da önemli.

Latest posts by İhsan Türkus (see all)