web analytics

16 Eylül 2019, Pazartesi

Tesislerde herşey dahil veya yarım pansiyon konaklama

Günümüzün en güncel  konularından  olan, turizm tesislerinde uygulanmakta olan herşey dahil(all inclusive) veya yarım pansiyon (half board) sistemlerinin yeniden tartışılmaya başladığını görmekteyiz. Önce her iki sistemi ve uygulamayı  masaya yatırıp, olumlu ve olumsuz yönlerini tartışmamız gerekir.

1970’li yıllarda otelciliğe ilk başladığım yıllarda Türkiye’de tatil yörelerinde  uygulanan sistem,sabah ve akşam yemeklerinden oluşan ve servis sistemine dayanan  yarım pansiyon veya oda kahvaltı uygulamaları idi.

İlk açık büfe kahvaltı ve akşam yemeği uygulaması Türkiye’de 1974 yılında açılan Çeşme Altın Yunus Tatil Beldesinde başlamış, daha sonra da diğer yörelerde uygulanmaya başlamıştır. Yönetiminin Avrupalı olması ve o zamanların en büyük ilk tesisi (1550 yatak) olması,Altın Yunus’u, Skandinav ülkeleri ve Almanya,İngiltere,Fransa pazarları yanında Türkiye pazarında da aranılan bir tesis haline getirmiş,özellikle zengin açık büfesi  batılı tur operatörlerinin pazarlama aracı olmuştur.

Yarım pansiyon uygulamasının en dikkat çeken tarafı, otel misafirlerinin, öğle atıştırmaları için tesis içinde kurulu  kaliteli fast food ünitelerinden ücreti karşılığında yararlanmaları ve gününü kültürel gezilerde geçirip akşam otelde zengin yemekten keyif almalarıydı. Bu sistemde oteller hem içki satışlarından hem de extra  gelirlerden oldukça iyi yan gelirler elde ediyorlardı. Akşam yemeğine gelen otel misafirleri hem giyimlerine daha itina gösterip, hem de yemekten sonra tesis içinde veya dışında vakit geçirip para harcıyorlardı. Bu da çevredeki esnafın da turizmden hakça bir pay almasını sağlıyordu.

Daha sonraları, Türkiye’de turizmin gelişmesi, büyük tur operatörlerinin kendi  özel tesislerini (Robinson,Aldiana gibi) açmaları ve buralarda “herşey dahil” sistemini devreye sokmaları, Türk tesislerini de bu uygulama içine almış,zamanla, önceleri yarım pansiyon uygulaması yapan otellerde misafir kayıplarından dolayı, bu sisteme,uygun olup olmadıklarına bakmaksızın, dahil olmuşlardır.

Bu sistemin en önemli  parçası,sunulan zengin yiyecek ve içkilerin “cost” dediğimiz maliyetlerinin iyi hesaplanıp,günlük fiyatının belirlenmesidir. İyi ve zengin,kaliteli yiyecek ve içkilerden oluşan bir “all inclusive” otel gecelik fiyatı, İspanya,İtalya,Güney Fransa gibi otellerde 200 Euro’dan aşağı olmayıp, bu fiyatlar Türkiye’de en fazla  100-130 Euro civarındadır.Bu fiyatlar çok özel bazı tesislerde biraz daha artmakta olup, daha küçük ve orta ölçekli tesislerde ise çok büyük düşüşler göstermektedir.Düşük fiyatlı herşey dahil  oteller,maliyet unsuruna bakmaksızın,otellerini pazarlayabilmek için, biraz da otel sahiplerinin bastırmasıyla bu uygulamayı yapmakta ve aslında zarar etmektedirler.

Bugün,otel sahiplerinin yakınması,gıda fıyatlarının artması,içecek fiyatlarının yanına yaklaşılamayacak derecede hemen,hemen  her ay artması yüzündendir. Otel sahipleri bu nedenle uygulamanın yeniden gözden geçirilmesini kamuoyu gündemine getirmektedirler.

Yukarıda belirtmeye çalıştığım nedenlerden dolayı, ülkemiz turizminin daha büyük yara almaması,tesislerin daha fazla zarar etmemesi, turizm yörelerindeki küçük esnafın da gelirlerden pay alması ve en mühimi yabancı turistlerin ülkenin kültürel ve tarihi zenginlikleri tanıması,sistemin bir an önce yarım pansiyon uygulamasına geçmesi; sadece uluslararası,zengin turiste hitap eden tesislerde all inclusive uygulamasının devam etmesi yönünde bir çalışma yapılmalıdır.